T.C.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İLÂHİYAT ANABİLİM DALI

KELÂM BİLİM DALI

 

KUR’ÂN’DA ve KİTÂB-I MUKADDES’TE MESİH

Yüksek Lisans Tezi

Rıdvan DEMİR

İSTANBUL, 200

GİRİŞ. 3

DİNLERDE KURTARICI MÜJDE VE BEKLENTİSİ 3

GİRİŞ. 7

DİNLERDE KURTARICI MÜJDE VE BEKLENTİSİ 7

I. BÖLÜM... 12

ESKİ AHİD’DE MESİH İNANCI 12

1- MESİH İLE İLGİLİ TERMİNOLOJİ 13

1. 1.  Mesih Kelimesi ve Kullanımı 13

1. 2.  Mesih ile İlgili Diğer Kavramlar 16

2. MESİH BEKLENTİSİNİN MENŞE VE MAHİYETİ 21

2. 1.  Kral ve Mesih. 27

2. 2.  İsrail’de Krallık Müessesesi 28

2. 3.Yahve ve Mesih. 29

3. MESİH MÜJDESİ 35

3. 1. Tevrat’ta. 36

3. 2. Neviim’de. 37

3. 3.  Ketuvim.. 44

4.  MESİHİN ÖZELLİKLERİ 48

4. 1.  Davud’un Soyundan Oluşu. 48

4. 2. Kral Oluşu. 51

4. 3.  Kurtarıcı lider oluşu. 52

5.  MESİHİN DÖNEMİ VE MİSYONU.. 54

5. 1.  Mesih Dönemi 54

5. 2.   Mesihin Misyonu. 60

II. BÖLÜM... 73

YENİ AHİD’DE MESİH İNANCI 73

1. YENİ AHİD’E GÖRE İSA’NIN MESİH OLUŞU.. 74

1. 1. İnciller’de İsa’nın Mesihliği 74

1. 2. Yeni Ahid Mektuplarında İsa’nın Mesihliği 76

2. MESİH İSA’NIN NİTELİKLERİ 79

2. 1. Mesih (Christ) Oluşu. 80

2. 2. Tanrı Oğlu Oluşu. 82

2. 3. İnsanoğlu Oluşu. 86

2. 4. Kurtarıcı Oluşu. 91

2. 5. Rab Oluşu. 101

2. 6. Davud Soyundan Oluşu. 106

2. 7. Kral Oluşu. 110

3. MESİH’İN TEKRAR GELİŞİ 114

III. BÖLÜM... 137

KUR’ÂN-I KERÎM’DE MESİH KAVRAMI 137

1. KUR’ÂN’DA MESİH KAVRAMININ KULLANIMI VE HZ. İSA’NIN MESİH OLUŞU   137

2. KUR’ÂN’A GÖRE KURTARICI MÜJDE VE BEKLENTİSİ 141

2. 1. TEVRAT’TA.. 141

2. 2. İNCİL’DE. 144

3. İSA MESİH’İN TEKRAR GELİŞİ İNANCI 147

SONUÇ.. 157

KAYNAKÇA.. 161

 

GİRİŞ

 

DİNLERDE KURTARICI MÜJDE VE BEKLENTİSİ

 

ÖNSÖZ

İnsanlık, tarih boyunca hep bir kurtarıcıya sahip olma ümidini taşımıştır. Zaman zaman bu umut gerçeğe dönüşmüşken kimi zaman da hayal ve heyecan olarak kalmıştır. Dinlerde, özellikle ilâhi dinlerde bir kurtarıcı inancı kuvvetle kendini hissettirmektedir. Her ilâhi din, bir önceki din ya da dinlerden etkilenmekle beraber, bu inanca kendi rengini ve biçimini vermeyi de ihmal etmemiştir.

Biz bu çalışmamızda mesih kavramını ilâhi dinlerin kutsal kitaplarının iniş sırasına göre incelemeye çalıştık. Bu konu bana hem Kelâm hem de Dinler Tarihi kaynaklarını tanıma ve kullanma imkanı sağladı. Kutsal metinleri daha yakînen tanımaktan dolayı mutlu olduğumuzu söylemeliyiz. Konu başlığımızda ifade etmesek de biz konuya inanç yerine kavramsal açıdan yaklaşmaya çalıştık. Bugüne kadar yapılan çalışmaların neredeyse tamamının mesih kavramı yerine mesih inancında yoğunlaşmış olması bu konuda bir kavram çalışmasının yapılmasını önemli ve gerekli kılmaktaydı. Yaptığımız çalışmanın söz konusu boşluğu doldurduğu inancındayız.

Giriş, üç anabölüm ve sonuçtan oluşan tezimizin giriş bölümünde; mesih inancının tarihçesine inmeye çalıştık. Tesbit edebildiğimiz yirmiyi aşkın kültür ve inançta kurtarıcı bir lider beklentisininin bulunduğunu, ilk modelinin ise Sümerlilerde olduğunu tesbit ettik. Kurtarıcı inancının dinlerde ilk olarak nasıl ortaya çıkmış olabileceği  ihtimalleri üzerinde durduk.

Eski Ahid’de mesih inancı olarak belirlediğimiz birinci bölümde mesih kelimesinin Yahudi kültüründeki anlamlarına eğilmeye çalıştık. Eskatolojik bir mesih ve bu bağlamda mesihle ilgili diğer kavramların etimolojisini yaptıktan sonra mesih beklentisinin Yahudi geleneğindeki menşe ve mahiyetine yöneldik. Eski Ahid’in tüm bölümlerinde mesih müjdesine yönelik olarak kabul edilebilecek tüm pasajlara ayrı ayrı yer ayırdık. Ardından Yahudilikte beklenen Kral-Mesih’in özelliklerini sıraladık. Bu bölümün son başlığında ise Mesih’in gelişine, dönemi sırasında gerçekleştireceği misyonlara ışık tutmaya çalıştık. Bu bölümde apokaliptik/kıyamete yönelik edebiyatta bu meselenin nasıl ele alındığına değinmeyi de ihmal etmedik. Yeri geldikçe Kutsal Kitap’ta yer almayan ancak deotoronomic/2. derecede  apokrif/muteber kabul edilen kitaplarda yer alan mesih ile alâkalı pasajlara da değindik.

Yeni Ahid’de mesih inancı olarak belirlediğimiz ikinci bölümde Yeni Ahid verilerine göre İsa’nın beklenen mesih olduğunu, hemen ardından da İsa Mesih’in temel özelliklerini ilgili başlık altında toplayarak sunmaya çalıştık. Bu bölümün son başlığında ise ilâhi dinlerde mesihin dönüşüne en fazla önem veren din olarak Hıristiyanlığın kutsal kitabı olan Kitâb-ı Mukaddes’te/Kutsal Kitap’ta İsa’nın dönüşünü inceledik. Bu bölümde de Yeni Ahid verilerinden yararlanarak apokaliptik bilgilerin ışığı altında kıyamet sahnelerine ve tasvirlerine yer ayırdık.

Üçüncü bölümde ise Kur’ân’da Mesih Kavramı konusunu inceledik. Bu başlık altında Kur’ân’da mesih kelimesinin kullanımına temas ettik. Ardından Kur’ân’a göre bir kurtarıcıdan bahsedilecekse bu yine Kur’ân’a göre Tevrat’ta ve İncil’de müjdelenen son peygamber Hz. Muhammed’den (SAV) başkası olamayacağına yönelik açık ayetleri net bir şekilde ortaya koyarak inceledik. Tezimiz bir kavram çalışması olmakla birlikte son başlığımızda mesih kavramından ayrı düşünemeyeceğimiz mesihin dönüşü inancına yönelik problemi de Kur’ân ayetlerinin ışığında incelemeye çalıştık.

Her ilâhi dini kendi kutsal metinlerinden ve kendi kaynaklarından inceledik. Türkçe, İngilizce ve Arapça kaynaklar olmakla birlikte, ansiklopediler, sözlükler, Kutsal Kitaplara ait indeksler, tezler, matbû kitaplar, tefsir ve hadis kitapları gibi kaynak türlerinin tamamına başvurma fırsatı bulduk. Çalışmamız boyunca her dinin kendi kaynaklarını kullanarak incelemeye özen gösterdik. Bilindiği gibi Kitâb-ı Mukaddes Eski Ahid (Ahd-i Atîk/ Old Testament) ve Yeni Ahid (Ahd-i Cedîd/ New Testament) olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Eski Ahid, Tevrat ve Zebur’dan (Mezmurlar) oluşmakta; Yeni Ahid ise İnciller ve Mektuplar’dan oluşmaktadır. Yahudiliğin kutsal kitabı sadece Eski Ahid iken Hıristiyanlığın kutsal kitabı hem Eski hem Yeni Ahid’dir. Dolayısıyla hıristiyanlar Eski Ahid’i de kendi kutsal kitapları saymakta ve Yeni Ahid’e referans kabul etmektedirler. Bu bağlamda mesih kavramına yönelik bir Eski Ahid pasajı iki dinin mensuplarına göre farklı yorumlanmıştır. Bu farklı yaklaşımların söz konusu olması incelememizi zorlaştıran unsurların başında gelmiştir. Bir diğer unsur ise İngilizce kaynaklarda geçen Grekçe, Latince, İbranice ve hatta Almanca kelimelerdir. Biz bu sorunları hem Üniversite hocalarımızla hem de yerinde ziyaretler yaptığımız Kilise ve Sinegog yetkilileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle minimize etmeyi başardık. Bazı terim ve kavramları da Kitâb-ı Mukaddes’in İstanbul 2001 baskısından yararlanarak açıkladık.

Bu çalışmamızda biz hem kütüphane araştırması hem de karşılıklı görüşme/danışma yöntemlerini kullandık. Tez boyunca Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün tüm  dil, imlâ ve yazım kurallarına eksiksiz olarak uymaya özen gösterdik.

Tezin alınmasından son aşamasına kadar akademik yardımlarının hiçbirini benden esirgemeyen ve yazdığım her metni titizlikle inceleyip, sabırla düzeltmeler yapan muhterem hocam Prof. Dr. İlyas Çelebi Bey’e, tezimin plan ve içeriği bakımından son halini almasına büyük ve değerli katkılarının yanısıra Dinler Tarihi’ne yönelik tüm kaynaklara ulaşmamda bana yardımcı olan Prof. Dr. Ömer Faruk Harman Bey’e, değerli eleştirilerinden birçok şey öğrenme fırsatını bana veren değerli hocam Prof. Dr. Metin Yurdagür Bey’e ve akademik çalışmalara ilk adımı atabilmemi sağlayan muhterem hocam, değerli insan Prof. Dr. Bekir Topaloğlu Bey’e, Bilim Dalımın diğer tüm Öğretim Üyelerine şükranlarımı arzederim. Ayrıca görüşme gerçekleştirdiğim tüm Kilise yetkililerine ve özellikle Kadıköy Uluslararası Topluluğu (KUT)  Kilisesi yetkililerine ve Caddebostan Sinegogu’ndan değerli insan Leon Adoni Bey’e teşekkür ederim. Yine değerli katkılarından dolayı Türkiye Hahambaşılığı yetkililerine özellikle Fakültemizde uzun yıllar İbranice hocalığı yapan Türkiye Cumhuriyeti 3. Hahambaşısı Yitshak Haleva Bey’e, Yahudilikteki mesih inancını doğru kavramama değerli katkıları olan Yusuf Altıntaş Bey’e teşekkür ederim. Eğitim-öğrenim hayatım ve hatta öğretmenlik hayatıma geçtikten sonra dahi desteklerini benden esirgemeyen tüm aile üyelerime, özellikle maddî ve manevi yardımlarının yanısıra, sıcak ve samimi ilgilerini hep üzerimde hissettiğim sabır insanı, sevgili annem Ayten Demir Hanımefendi’ye; güzel insan, muhterem babam Abdulkadir Demir Beyefendi’ye ve hayatımın her aşamasında benimle yakından ilgilenerek gölgesinden ayırmayan saygıdeğer ağabeyim Cüneyt Demir Bey’e yüksek sabırlarından dolayı şükran, saygı ve minnetlerimi sunarım. Tezin hazırlanmasında emeği bulunan tüm dost ve arkadaşlarıma özellikle Kur’ân bölümüne değerli katkılarından dolayı Yüksek Lisanstan değerli sınıf arkadaşım Fatih M. Şeker’e teşekkür ederim. Kaynaklara ulaşmamı sağlayan ve araştırmamın her aşamasında benimle yakından ilgilenen Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) kütüphane bölümü yetkililerine de ayrıca özel olarak teşekkür ederim.

                                                                                                   Rıdvan DEMİR

                                                                                                  İSTANBUL 2003                                                                                                   

GİRİŞ

 

DİNLERDE KURTARICI MÜJDE VE BEKLENTİSİ

 

Mesih inancı, çok eski zamanlara dayanmaktadır. Hemen her millet kendi içinden yüksek bir şahsiyete sahip kurtarıcı bir lider beklemiştir. Kimi uluslar bu ümide kavuşmuş ve ulusuna büyük hizmetleri geçmiş şahsiyetleri “o” zannetmiş, kimisi bu özlemin derin yaralarını duyarak göçüp gitmiş, kimi uluslar ve dinler de hâlâ bu özlemli bekleyişin içindedirler.

Kurtarıcı mesih fikrinin ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Bununla beraber doğu toplumlarında iyi ile kötü arasındaki mücadelede iyinin kötüye karşı zaferini temsil eden mitolojik sahsiyetlere sıkça rastlanılmaktadır.

Bir teoriye göre “beklenen kurtarıcı” inancı ilk defa Sümerlerde doğmuş, Babillilerde ve Mısırlılarda gelişmeye devam etmiş ve dünyaya bu iki kanaldan yayılmıştır. Bir başka teoriye göre ise her din ve ulusun beklediği mesih kendi tarihi, psikolojik ve sosyolojik şartları içinde gelişmiştir.

Birinci görüşün temsilcisi olan Alfred Jeremias, beklenen kurtarıcı inancının izlerini Sümerlilerde ve Bâbillilerde görerek, diğer dinlerde kurtarıcı inançlarının ortaya çıkışı ile bu inanç arasında bağlantılar kurmuştur. Jeremias’a göre, zamanın günden güne kötüleşeceği inancı Mezopotamya’da yaygındı. Bu sebeple Kral 1. Sargon (M.Ö. 2350) ve Hammurabi (M.Ö. 1728-1686) beklenen kurtarıcının kendileri olduklarını iddia etmişlerdir. Hatta Hammurabi kendisinin Tanrı Şamaş’ın oğlu olarak dünyaya geldiğini açıklamış, ülkede iyiliklerin gelişmesi, adaletin yayılması, kötülüklerin ortadan kaldırılması işlerinin kendisine ait olduğuna inanmıştı ve taraftarları onun ölümünden sonra tekrar geri dönmesini beklemişlerdi. Mezopotamya’daki bu inanç, M.Ö. 2000 yıllarında Mısır’ı tesiri altına almıştır. Gerçekten tarihte kayıtlara geçmiş ilk geleceğe yönelik bekleyiş Mısır’da görülmektedir. M.Ö. 1950 yılından kalma bir papirüs metni de bunu doğrulamaktadır. Kral Snefru, kahinine Mısır’ın geleceğini sorduğunda kahin önce karanlık ve kötü günlerin ardından Mısır’ın güzel yarınlara kavuşacağını, sonunda güneyden çıkacak “Ameni” isimli hükümdarın bunu gerçekleştireceğini dile getirir. Bu kurtarıcı hükümdarı Tanrıları “Ra” gönderecektir. Bu gelecek hükümdarda kurtarıcı tasavvuru görülüyorsa da henüz bu inanç özel bir kavram haline gelmiş değildi. Yine Jeramias’a göre bu inanç Mısır’dan İsrailoğullarına, Bâbil’den İran’a, oradan da Hindistan’a geçmiştir. Daha önce Çin’de ’’beklenen hidayetçi’’ görüşü yokken Budizm’in Çin’de yayılmasından sonra Konfüçyanizm’de bu inanca rastlanmaya başlanmıştır. Konfüçyanizm ve Taoizm’de kurtarıcı inancı görülmekle birlikte, bu tasavvuru ifade eden özel bir kelimeye rastlanılmamaktadır. W. Staerk ise Jeremias’ın genel görüşüne itiraz etmemekle birlikte, mesih inancının Yahudiliğe Mısır’dan değil Mecusilik’ten geçtiğini iddia etmektedir. Mesih inancının Yahudilikteki kökeni görüşüne itiraz edenlerden biri de Hugo Gressmann olup, Der Messias isimli eserinde Yahudilerin mesih inancını Mısırlılardan değil, Amurrilerden almış olabileceklerini iddia etmiştir. Gressman’a göre Yahudiler, Ammurilerden ilk hükümdar fikrini almışlar ve Meldizedek’i ilk Kudüs hükümdarı kabul etmişlerdir. İlk hükümdar fikri, son hükümdar fikrini doğurmuş ve böylece bu inanç Yahudiliğe girmiştir.[1]

Bir diğer görüşe göre Sami Dinleri, özellikle Yahudilikteki “beklenen mesih” inancını Zerdüştlükten almıştır. Bu görüşü savunanlara göre Yahudiler kurtarıcı mesih inancını iki asır boyunca hakimiyetleri altında kaldıkları İranlılardan almışlardır. Yahudilere göre İsrail’in hakimiyetini yeniden yapılandıracak bir kurtarıcı, Allah tarafından mutlaka gönderilecektir. Bu kurtarıcı Yahudi Krallığını tesis edecek ve bütün insanlar hatta ormanlardaki hayvanlar bile barışa kavuşacaktır.[2]

Bazı araştırmacılar ise kurtarıcı mesih fikrinin, genel kabulun dışında olmakla birlikte temelde bir Yahudi inancı olduğunu ileri sürmektedirler. Hz.İsa’dan önce 8.yy. peygamberleri tarafından verilen haberlerde bu fikrin izlerine rastlanmaktadır. Mesih kelimesi teknik terim olarak M.Ö. 1.yy.’a kadar Mezmurlar dışında hiçbir yerde kullanılmamıştır.[3] Bununla beraber ilk mesihçilik fikrinin ortaya çıkışını M.Ö. yaklaşık 2066 yıllarına, Hz.İbrahim’e kadar götürenler bulunmaktadır.

Alman ilahiyatçı Julies Wellhausen (1844-1918) kurtarıcı mesih fikrinin, İran mitolojisinden etkilenmekle beraber, orijinal olarak Yahudilerde başladığını söylemektedir. Diğer bir Alman asıllı Dinler Tarihçisi Hermann Gunkell (1862-1932) ve eskatoloji alanındaki çalışmalarıyla bilinen Hugo Gressman (1877-1927) ise kurtarıcı mesih inancının İsrail peygamberleri öncesine dayandığını savunmuşlardır. Norveçli din bilimci Sigmund Mowinckel daha net bir görüş ortaya koymaktadır. Ona göre kurtarıcı mesih fikri ilk olarak Davud’un hükümdarlığının düşmesinden sonra gelişmeye başlamıştır.[4] Doğru olan görüş de bu olsa gerektir. Zira Yahudilikte Mesih beklentisi, Hıristiyanların Hz. İsa’yı beklemeleriyle hız kazanmış olmalıdır.

Beklenen kurtarıcı inancının her dinin kendi tarihi, psikolojik ve sosyolojik şartlarına göre doğmuş ve gelişmiş olduğunu savunan ikinci görüşe göre ise, yeryüzündeki hemen bütün ilkel dinlerde bir kurtarıcı inancı gözüktüğü gibi geçmişin bütün büyük dinlerinde de bu inanca rastlanmaktadır.[5]

Eski İran’da, Brezilya’da, Yeni Gine’de ve Azteklerde beklenen kurtarıcı inancına rastlanmaktadır. Örneğin eski İran’da Saoşyant (Sosiosh) ahir zamanda beklenen kurtarıcılardan biridir. Tanrı Ahura Mazda onu kendisine elçi olarak kıyametten önce gönderecek ve o, insanlığı dine döndürecektir. Mecusilik’te ise kurtarıcı bir şahsiyeti ifade eden kelime yardımcı, yardım eden anlamlarına gelen “Soaşyant” olup; bu, Ahir zamanda gelip yeryüzünde ilâhi adaleti hakim kılacağına inanılan “Bahman Varjawandi” dir.[6]

Zerdüştizmin mensuplarına göre Allah âlemi herbir dönemi iki ay olan “altı” dönemde yaratmıştır. Üzerinde yaşadığımız dünya her aya karşılık bin sene yani toplam “12.000” seneliktir. Zerdüşt “9.000” senenin sonunda doğmuştur. Ölümünden “3.000” sene sonra Zerdüşt’ün oğullarından birisi dünyada ortaya çıkarak insanlığın büyük kurtarıcısı olacaktır.

Zerdüşt dininde “Mithra” semadan dünyaya inecek, çok müthiş bir savaş sonucunda Ehriman ordularına karşı kesin bir zafer kazanacak, bu orduları cehenneme atacak, ölüleri gerçek şekilleriyle diriltecek, muhakeme edecek, günahkârları cehennem azabına gönderecek, iyileri cennete koyacak ve böylece “1.000” senelik barış ve sükûnet dönemi başlayacaktır. Kıyametten önce kurtarıcı peygamberin gelmesi Zerdüştizm’in inançları arasındadır. O, yeryüzünü zulüm ve haksızlıktan kurtarıp mutlu hükümranlığını kuracaktır.

Manheizm’in lideri “Mani”, Sasani imparatoru Behram tarafından öldürüldüğünde adaleti gerçekleştirmek üzere yeniden geleceğine inanılmıştır. Benzer bir inanç Mazdeklerde de vardır ve Mazdek’in yeryüzünü kötülüklerden temizlemek üzere geleceğine inanmaktadırlar.

Brezilya yerlileri ise deniz yoluyla gelecek bir kurtarıcıya inanmaktadırlar. Sosyologların “cargo cults” (gemi kültü) şeklinde ifade ettikleri beyaz adamın bir gemiyle geçip kendilerini kurtaracağı şeklinde ifade edilen bu inanç Güney Pasifik’te bulunan Melanizya’da da görülmektedir.

Eski Amerika yerlileri olan Azteklerde “gelecek kurtarıcı”, tanrı “Quetzalcoalt” idi. Onlar bunun kendilerini düşmanlarından kurtaracağına, ilâhi adaleti gerçekleştireceğine inanırlardı.

Kuzey Amerika yerlilerinden Algonkinlerin, Montagnai kabilesinin müstakbel kurtarıcısı, efsanevi kült kahramanları “Tsekabec” dir. Bu isim sadece Montagnai kabilesinde kullanılır. Batılı araştırmacılar Kuzey Amerika yerlileri arasındaki kurtarıcı inanç ve hareketlerinin genel bir ifadesi olarak “Ghost-Danc” deyimini kullanmışlardır. Mayaların bekledikleri kurtarıcı ise “Kukulkan” dır.[7]

Güneydoğu Asya’da gelecekle ilgili mitoloji hayli gelişmiştir. Özellikle Kalimantan, Nias ve Jawa’da kurtarıcı mesih inancına rastlanmaktadır. Onların kutsal kitabı Bharatayuddha’ya göre jayabovya isminde bir kurtarıcı beklenmektedir. 19.yy. edebiyatçılarından Rangawasıta’nın (ö.1873) eserlerinde bu fikir işlenmektedir. Bozuk ve çılgın dönemden sonra adaletli kral (ratu adil) dönemi gelecektir. Bu altın çağ beklentisi günümüz Jawa halkında hâlâ bulunmaktadır.

Budistlere göre “Budda”, Brahmanlara göre “Brahma” hâlâ hayattadır ve bir gün gelecektir. Hindulara göre henüz gerçekleşmemiş olan onuncu Avatara, bütün dünya için gerçekleş